|
KURUCUSU ALİ SAMİYEN

Sonradan Yen soyadını alan Ali
Sami bey, 20 Mayıs 1886'da İstanbul'un Kandilli semtinde doğdu. Babası, ünlü edebiyatçılarımızdan
Şemsettin Sami' ydi. Galatasaray Lisesinde okudu ve futbol oynadı. Ali Sami Yen sadece Galatasaray Kulübünün bir
numaralı kurucusu olarak kalmadı; Türk futbolunun önde gelen örgütleyicilerinden biri oldu. Yen,1923 yılında
kurulan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını
yaptı. 1924 Paris olimpiyatlarına katılan Türk kafilesinin başkanlığını yaptı.
1926-1931 yılları arasında Türkiye Milli Olimpiyat komitesinin başkanlığı görevini yürüttü.
Galatasaray'da 1905-1918 arasında 13 yıl, 1925'te 1 yıl olmak üzere iki dönemde 14 yıl başkan olarak
hizmet verdi.
Kulübün 1 Numaralı üyesi olan Ali Sami Bey'in başkanlığı döneminde kulübe yaptığı
hizmetler saymakla bitmez.En kritik dönemlerde kulübü yaşatmak için mücadele veren o ve arkadaşlarıydı.Kötü
bir idarenin,akıl almaz,mantık kabul etmez fermanlı adamları ile savaşan o idi.Sonunda amacına
eren de o oldu. 1905-1918 döneminde Galatasaray 4 kez şampiyon oldu.Ali Sami Bey'in Başkanlığı
döneminde Yönetim Kurulllarında vazife alan Galatasaraylıları şöyle sıralayabiliriz :
Emin
Bülent, Asım Tevfik, Hasan Fuat, Refik Cevdet,Horace Armitage, Hasan Basri, M.Rıza, Reşat Şirvani, Bekir
Sıtkı,Abidin Daver, Ali Sami Yen'in(05.04.1925) bu kez Başkanlığı Genel Kurul'un ısrarı
ile oldu.Büyük bir çoğunluk 1.Nolu kurucu Üyenin yeniden Başkanlığını istiyordu.Ali Sami Bey
bu sürekli ısrar karşısında soz kez Başkanlığı kabul etti ve Yönetim kurulunu şu
kişilerden oluşturdu :
Faik Soydanbay ,Mecdi Hüsam,Arif İkar,İbrahim Burak
Ali Sami Yen'in
Sarı Kırmızılı kulübe önemli bir katkısıda Galatasaray Müzesinin kurulması oldu. 1905
yılında yönettiği Moda-Kadıköy karşılaşması nedeniyle, Ali Sami Yen'in ilk Türk hakem
olabileceği de çeşitli kaynaklarda yazılıdır. Mili Takımın Romanya ile yaptığı
ilk maçta, teknik adam olarak takımın başında o vardı. Bu görevi de bir süre yürütmüş, yani
Türk Milli Takımın ilk teknik direktörü olmuştur. Türk Spor Tarihinin en seçkin kişilerinden biri olan
Ali Sami Yen Feriköy mezarlığında toprağa verildi. Ali Sami Yen, sadece Galatasaray' ın değil
Türk sporunun en seçkin kişiliklerinden biriydi. Onun açtığı yoldan pek çok sporcu, teknik adam ve yönetici
yetişti.Bunlar sadece Galatasaray' a değil Türk sporuna da büyük hizmetler verdiler. Örneğin, Ali Sami Yen'in
Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı' nın başında olduğu bir dönemde bir başka Galatasaray'
lı yönetici Yusuf Ziya Öniş de Futbol Federasyonu Başkanı olarak görev yapıyordu. Atletizm, basketbol,
voleybol gibi öteki spor dallarında da Galatasaray'lılar sadece öncü olmakla kalmadılar, sporcu, teknik adam
ve yönetici olarak bu sporların ülkemizdeki gelişiminde çok önemli roller oynadılar. Kısacası, Ali
Sami Yen sadece Galatasaray kurucusu olarak kalmadı, Türk sporunun da pek çok kuruluşunun temelinin atılmasını
ve yükselmesini sağladı. Böylece Galatasaray' lıların çok önemli bir özelliklerini de en çarpıcı
biçimde ortaya koymuş oldu. Bu gelenek hep devam etti. Galatasaraylılar her zaman ülke sporuna çok önemli hizmetlerde
ve katkılarda bulundular.
KURULUŞU
Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma
özelliğini hiç kuşkusuz içinden doğduğu ve gene öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden (Mektebi Sultani)
almıştır. Okul ile kulüp arasındaki koparılmaz bağ, yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç
kaynağıdır.
Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1482'de
kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar.
Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden yapılanmasıyla birlikte,
Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi
dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir
devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı
öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler.
Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve
yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin
başlangıcını oluşturur.
Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M.
Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara
da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmış olurlar. Bu çalışmaların
ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik
Üstünidman'ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler
GSL'nde görev alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını
sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışırlar. Ama
oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır.
Ama futbol GSL' nin Tören Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür.
1901
yılında İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James Lafontaine ve Horace Armitage, Rum ve İngiliz
oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık
sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis,
Strugglers takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü
Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor" sahasında düzenli
karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu takımlar yabancı
ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları,
GSL öğrencilerini hem ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini kurmak,
ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy ölçüşmektir.
Türk
Olmayan Takımları Yenmek
Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali
Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır: "1 Teşrin 1905'te mektebin
beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş
baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye
meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver,
Kamil...gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak
etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum.
Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık.
Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım.
Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım.
Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar,
bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan
kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı.
Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali
Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır: "1 Teşrin 1905'te mektebin
beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş
baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye
meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver,
Kamil...gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak
etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum.
Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık.
Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım.
Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım.
Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar,
bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan
kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı.
Renklerin Öyküsü
Galatasaray Spor Kulübü'nün ilk renkleri
kırmızı-beyaz'dır. Bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin
baskıcı ve paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı
bir takibe alınmışlardır. Bu nedenle, sarı-siyah renkler gündeme gelmiş ama bunlar da kalıcı
olmamış ve Galatasaray bugünkü renklerine kavuşmuştur. Bu renklerin öyküsünü Ali Sami Yen'den dinleyelim: "Birçok
yerleri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanına gidilerek orada
zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de,
içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını
birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine
benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı
alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete
götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu." Buna karşılık kuruculardan Bekir Sıtkı,
söz konusu renklerin Gül Baba'nın II.Beyazıt'a verdiği sarı ve kırmızı güllerden esinlendiğini
ileri sürer.
|